Euro
Arrow
56,3775
Dolar
Arrow
50,0446
Libra esterlina
Arrow
67,3479
Oro
Arrow
6653,0961
BIST 100
Arrow
11.513
Inicio > Autores > Prof. Dr. Barış Doster > Jön Türk Devrimi, Türk Milliyetçiliği ve Türk Dünyası

Jön Türk Devrimi, Türk Milliyetçiliği ve Türk Dünyası

X Facebook WhatsApp Mail SUSCRIBIRSE Google News
Publicado: 05.11.2026 06:00

Son yıllarda, özellikle gençler arasında 1908 Jön Türk Devrimi’ne, İttihat ve Terakki’ye, Kemalizm’e ilişkin dikkat çeken bir ilgi var. Türk gençlerinin bu konulara ilgi göstermesi, bu alandaki doğru, nitelikli, bilimsel düzeyi yüksek kitapları, makaleleri, belgeselleri, yayınları takip etmesi, olumlu ve önemli. Bu konularda Zafer Toprak’tan Feroz Ahmad’a, Tarık Zafer Tunaya’dan Sina Akşine’e, Erol Şadi Erdinç’ten Orhan Koloğlu’na dek pek çok değerli hocamızın, ustamızın çok nitelikli çalışmalara, çok önemli eserlere imza attığı da unutulmamalı. Elbette bu konularda yazmış olan önemli yabancı uzmanlar da var; Philip H. Stoddard, Masayuki Yamauchi, Ernest E. Ramsaur, Eric Jan Zürcher, Stanford J. Shaw, Justin McCarthy gibi… Liste daha da uzatılabilir elbette. 

Unutmuyoruz, o dönemleri bilmek, o kuşakları tanımak, tarihimizin o kesitlerini kavramak, bugünü daha iyi anlamak ve yarını daha yüksek isabetle öngörmenin de temelini oluşturuyor. 

Biliyoruz, Jön Türk hareketi; Devlet-i Aliyye’yi derinden etkilemiş, Müslüman ve Türk tebaanın yoğunlukta, çoğunlukta olduğu bölgelerde milliyetçilik düşüncesini tetiklemiş, ivmelendirmiştir. Meşrutiyeti amaçlayan hareketler, bu kapsamdaki siyasal arayışlar, anayasal tezler, Osmanlı münevverleri, mütefekkirleri, siyasal seçkinleri arasında tartışılmış, sahiplenilmiştir. 

Osmanlı Devleti’nin yönetimi altında olmasa bile, Osmanlı’yı yakından takip eden, Osmanlı aydınlarının etkilerinin hissedildiği Kafkasya’da, Orta Asya’da (Türkistan’da), bu konuların tartışıldığı zengin bir düşünce iklimi vardır. Türkçülük akımının pek çok öncü ismi, bu topraklarda doğmuş, yetişmiştir. Nitekim bu önemli düşünürlerimiz, 1923’te kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti’ne de büyük katkı verecekler, Türk milliyetçiliğine ilişkin tartışmalarda öne çıkacaklardır. 

KAFKASYA VE ORTA ASYA’DAN OSMANLI’YA GELEN TÜRKÇÜLER

Dahası var. Bu önemli düşünürlerimizin bazıları, Çarlık Rusyası’nda gördükleri baskı nedeniyle memleketlerinden ayrılıp, Osmanlı Devleti’ne, başkent İstanbul’a gelmişlerdir. O dönem Kafkasya’dan, Orta Asya’dan İstanbul’a gelenler arasında sadece önemli düşünürler, aydınlar yoktur. Öğrenciler de vardır. Ne var ki, bu önemli düşünürler Osmanlı Devleti’ni yönetenlerden, Saraydan, Saltanattan, pek ilgi görmezler. 

Bu ilgisizliğin birkaç nedeni vardır elbette: Birincisi, Osmanlı’yı yöneten devlet erkânı, Rusya’dan çekinmiştir. İkincisi, Osmanlı Devleti güçsüzdür, Çarlık Rusyası idaresi altındaki Türklere, Müslümanlara yönelik bir siyaseti de yoktur üstelik. Üçüncüsü, Jön Türklerin fikirlerinin, Kafkasya ve Orta Asya kökenli Türkçü aydınların düşüncelerinin, Osmanlı tebaası üzerinde etkili olmasından kaygı duymaktadır Saray ve Hükümet. 

Oysa Rusya’daki 1905 Devrimi, devrim sonrasındaki kargaşa, Rusların Japonlar karşısında aldığı yenilgi, hem Rusya’daki Müslümanları ve Türkleri hem de Osmanlı’daki Jön Türkleri heyecanlandırıp, umutlandırmıştır. Fakat Sultan Hamid-i Sani’nin (Osmanlıcada, padişahların kaçıncı olduğuna ilişkin rakamlar, adının önüne değil, adının sonuna gelir, yani doğrusu Hamid-i Sani’dir, II. Abdülhamit değil) Rusya’daki gelişmelere olan ilgisizliği ve Rusya’yla iyi geçinme çabaları nedeniyle, Çarlık Rusyası’ndaki Türkçü aydınlar, sultandan uzak durmuşlardır. 

II. Meşrutiyet, yani 1908 Jön Türk Devrimi sonrasında, büyük düşünürlerimizden Yusuf Akçura; İstanbul’a gelip yerleşmiştir. Dönemin ilk milliyetçi örgütü olan Türk Derneği’nin kuruluşuna öncülük etmiştir. Derneğin diğer kurucuları arasında olan Ağaoğlu Ahmet ve Hüseyinzade Ali Bey de, Çarlık Rusyası’ndan gelen öncü münevverlerimiz arasındadır. Anımsatalım, Türk Derneği’ni Türk Yurdu, Türk Yurdu’nu da Türk Ocağı takip edecektir. 

Dönemin etkili yayın organlarından olan Türk Yurdu dergisinde işlenen konuların vatan, vatanseverlik, millet, milliyetçilik, merkezileşme, modernleşme gibi konular olduğunu, bu konuların Orta Asya ve Kafkasya’da da en çok ele alınan konuların başında geldiğini unutmamak gerekir. Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı, Hüseyinzade Ali Bey, Ahmet Ağaoğlu, Sadri Maksudi Arsal, Zeki Velidi Togan gibi öncü aydınlar, hem İstanbul’da hem Rusya’daki Türkler arasında etkili olmuşlardır. Hem Jön Türkleri etkilemişler hem Jön Türklerden etkilenmişlerdir.  

OSMANLI’DAKİ MİLLİYETÇİER VE RUSYA’DAKİ MİLLİYETÇİLER

Türkistan (Orta Asya) bölgesindeki Ceditçi (yenilikçi) harekete destek veren aydınlar, aynen Osmanlı’daki Jön Türkler gibi, eğitime büyük önem vermişlerdir. Tercüman gazetesi başta olmak üzere, yoğun bir yayın faaliyeti yürütmüşlerdir. Osmanlı’nın yanı sıra, dünyayı da yakından takip etmişlerdir. 1905’teki Rus Devrimi’ni, yine 1905’teki İran Meşrutiyet Devrimi’ni, 1908’de Jön Türk Devrimi’nin takip etmesi, Kafkasya’da ve Türkistan’da, İstanbul’a yönelik ilgiyi, umudu daha da artırmıştır. Jön Türk Devrimi’nin sloganları arasında olan “Yaşasın Hürriyet”, “Yaşasın Anayasa” gibi sloganlar, Buhara’da da Ceditçiler tarafından seslendirilmiştir. 

Rusya’da PanSlavizmebir tepki, bir itiraz olarak Türkler arasında gelişen PanTürkizm ile Osmanlı Devleti’nde dağılmaya, çöküşe karşı gelişen PanTürkizm arasında da etkileşim yaşanmıştır. İkisinin fikri öncüleri arasında pek çok ortak isim vardır. İki ülkedeki Türkçülük akımları arasında kimi farkların ve kimi benzerliklerin olması doğaldır. Kaldı ki Osmanlı’da da tek bir Türkçülük yoktur. Türkçülüğe ilişkin farklı yaklaşımlar söz konusudur. Fakat şunu unutmamak gerekir: Jön Türkler için Paris ne anlama geliyorsa, Orta Asya ve Kafkasya’daki Türkçü düşünürler için de İstanbul o anlama gelmiştir. İstanbul; hem feyz alınan bir şehirdir hem sığınılan bir liman. 

Jön Türkler açısından da Türkistan, Orta Asya, daha geniş ölçekte Türk dünyası, önemlidir. Örneğin, İttihat ve Terakki Merkez-i Umumisi’nin değişmez üyelerinden şair ve mütefekkir Ömer Naci’ye, İran’daki Türkleri ayaklandırması görevi verilmiştir. 1908 Devrimi’nden iki yıl önce, Mart 1906’da, Dr. Bahattin Şakir, Paris’ten, Kafkasya Müslüman Halkına hitaben mektup yazmıştır. Ağustos 1906’da Dr. Bahattin Şakir, Dr. Nazım’la birlikte yazdığı mektubu, Gaspıralı İsmail Bey’e yollamıştır. 

Kısacası, Jön Türklerin, Kafkasya ve Türkistan’a ilişkin düşüncelerini hayata geçirecek koşullar ve gerekli kuvvet olmasa bile, o bölgelere yönelik ilgileri güçlüdür. Ayrıca, Osmanlı Devleti’nin son Moskova Sefir-i Kebiri olan Galip Kemali Bey ile Rusya Türkleri arasında sıcak bir ilişki kurulmuştur. Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya yolladığı ve savaş esirlerinin durumunu inceleme görevi verdiği Hilal-i Ahmer Heyeti’nin başında da Yusuf Akçura vardır. 

İTTİHATÇILIK VE TÜRKÇÜLÜK 

İttihatçılar, Sultan Hamid-i Sani gibi, pasif bir tutum takınmamışlardır. PanTuranizmi, Panİslamizmi önemli ideolojik silahlar olarak görmüşlerdir. Ellerinde Teşkilat-ı Mahsusa gibi önemli bir örgüt de vardır. Ama unutmamak gerekir ki, Panİslamizm İngilizlerin, PanTuranizm ise Rusların hoşuna gitmeyen, onların tepkisini çeken politikalardır. Rusya;II. Meşrutiyet’in, Rusya’daki Müslüman halklar tarafından örnek alınmasından çekinmektedir. İngiltere de aynı kaygıyı, sömürgelerindeki Müslümanlar için taşımaktadır. Almanya ise hem PanTuranizmi hem de Panİslamizmi, kendi çıkarlarına uygun bulmaktadır. 

Jön Türkler; Rusya’dan gelen Türkçü düşünürleri gayet iyi karşılamış, fikirlerine değer vermiş, önlerini açmış, onların düşüncelerinden yararlanmaya çalışmışlardır. Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Mehmet Emin Resulzade, Abdürreşid İbrahimov, Hüseyinzade Ali Bey, Ayaz İshaki, Halim Sabit; büyük saygı görmüşlerdir. Göçmen örgütleri olsun, yayın organları olsun hayli faaldir. Bu yayın organları, Orta Asya’da ve Kafkasya’da da yakından izlenmiştir. Orta Asya, Kafkasya ve Rusya’dakilerden başka, Macaristan’da da Türkoloji çalışmalarında büyük artış görülmüştür. Ahmet Ağaoğlu; İttihat ve Terakki’nin verdiği görevle, Rusya’daki Müslüman Türkler arasına, özellikle de Kafkasya’ya çok sayıda Osmanlı aydınını öğretmen olarak göndermeye çalışmıştır. Türk Yurdu dergisi, o bölgelerde elden ele dolaşmış, dergiyi okuyanlar hakkında Çarlık Rusyası yönetimi, kovuşturma açmıştır. 

O dönem Rusya’dan gelen Türk milliyetçileri, Türk birliğini savunmuşlardır. Osmanlı Devleti’ne siyasal, toplumsal, kültürel bir bağlılık duymamışlardır. Belirtmek gerekir ki, bu milliyetçi aydınların büyük bölümü, Çarlık Rusyası vatandaşıdırlar. Öncelikle kendi tarihlerini özgürce, baskı görmeden öğrenmek için, mümkün olan en geniş hürriyeti talep etmişlerdir. İstanbul’daki gelişmeleri, fikir cereyanlarını, gazete ve dergileri de büyük bir dikkat ve hassasiyetle izlemişlerdir. 

Özellikle Azerbaycan’daki aydınların, Jön Türklere yönelik ilgisi dikkat çekicidir. Cedit reformculuğu ve Azerbaycan’daki milli uyanış ve milliyetçi hareketler de, Jön Türkler tarafından yakından takip edilmiştir. Örneğin, İttihat ve Terakki’nin fikri önderlerinden, büyük düşünürümüz, ülkemizde toplumbilimin kurucusu Ziya Gökalp tarafından kullanılan “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” sözü (kitabının da adıdır), ilk kez Azerbaycan’ın büyük aydını Hüseyinzade Ali Bey tarafından kullanılmıştır. 

Özetle, 1908 Jön Türk Devrimi, Türkistan’da ve Kafkasya’da yakından takip edilmiştir. O bölgelerde elbette Jön Türklerin örgütsel etkisi çok sınırlıdır. Güçlü bir toplumsal taban bulmaları mümkün değildir. Kaldı ki, Türk milliyetçiliği; Osmanlı Devleti’nde kurucu unsur, hakim unsur olan, sarayda çok fazla öne çıkarılmasa, önemsenmese bile, Osmanlı tebaasının çoğunluğunu oluşturan milletin ideolojisidir. Orta Asya’da, Kafkasya’da, Kırım’da ise Rus, Slav baskısı vardır ve belirleyici güç Çarlık Rusyasıdır. 

Ultimos articulos del autor Todos los articulos